|
Hak, bireyin bir şeyi yapma ve başkalarından bir şey yapmalarını isteme yetkisidir. Bu yetkinin dayanağı hukuktur.
İnsan hakları özgürlük adalet ve barışın temel taşıdır. İnsanların onurlu bir yaşam sürmelerinin olmazsa olmazıdır. İnsan haklarının temel dayanağı, 1948 yılında ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile 1948’den bugüne kabul edilen uluslararası sözleşmeler ve ülkelerin anayasalarıdır.
Eğitim hakkı, temel bir insan hakkı olmasının yanı sıra diğer insan haklarının gerçekleşmesi için bir ön koşuldur. Eğitim hakkının sağlanması, bireylerin diğer insan haklarından yararlanmalarını ve haklarını korumalarını mümkün kılar.
Eğitim hakkı, eğitime erişim, kaliteli eğitim ve öğrenme ortamında saygı görme haklarının tamamını kapsar. Eğitim hakkı, okul kapısından atılan adımla başlar ancak eğitim hakkının sağlanması için tüm insan haklarının öğrenme ortamında sağlanması gerekir. Çünkü “çocuklar salt okul kapısında girdiler diye insan haklarını yitirmezler” (BM Çocuk Hakları Komitesi Genel Yorum I).
Eğitime erişim hakkı, kaliteli eğitim hakkı ve öğrenme ortamında saygı görme haklarının devlet tarafından herkes için hemen bugün sağlanması beklenemez. Ancak devlet, eğitim hakkıyla ilgili yükümlülüklerini bilerek, mümkün olan en yüksek çabayı göstermeli ve aşamalı olarak eğitim hakkını en kısa sürede, herkes için sağlamalıdır. Eğitim hakkını aşamalı olarak sağlarken temel ilke eşitliktir. Bu nedenle, toplumda eğitim hakkı yaygın olarak ihlal edilen engelli bireyler, kadınlar, göçmenler ve yerinden edilmiş kişiler gibi gruplara öncelik verilmesi şarttır.
| |
Eğitim hakkının gerçekleşmesi için öncelikle her bireyin, ırkı, cinsiyeti, milleti, etnik veya sosyal kökeni, dini, siyasi görüşü, yaşı veya engeli ne olursa olsun parasız, temel eğitime erişimi sağlanmalıdır. Ancak eğitim hakkı, temel eğitime erişmekle sınırlı değildir. Temel eğitime erişimin sağlanması, eğitim hakkının gerçekleşmesi için sadece bir ilk adımdır.
Eğitim hakkı, ortaöğretimin geliştirilmesi ve herkes için erişilebilir kılınması ile yüksek öğretimin yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirilmesini de gerektirir. Yine eğitim hakkı kapsamında, ilköğretimi tamamlamamış yetişkinlerin temel eğitime erişmeleri için gerekli tüm önlemler alınmalıdır.
|
| |
Eğitim, hem kendi içinde bir insan hakkıdır, hem de diğer insan haklarının gerçekleşmesi için vazgeçilmez bir araçtır. Hem eğitim hakkının hayata geçmesi, hem de eğitim yoluyla diğer insan haklarının gerçekleşmesinin yolunun açılabilmesi için, herkesin temel eğitime parasız erişebilmesi gerekir.
Herkes İçin Eğitim Dünya Bildirgesi temel öğrenme ihtiyaçlarını şu şekilde tanımlar: “Okuma yazma, sözel ifade, hesap ve problem çözme gibi asli öğrenme ihtiyaçları ile insanoğlunun hayatta kalmak, kapasitesini tam anlamıyla geliştirebilmek, haysiyetli bir biçimde yaşayabilmek ve çalışabilmek, gelişime ve kalkınmaya tam anlamıyla katılabilmek, yaşamının kalitesini artırabilmek, bilinçli karar alabilmek ve öğrenmeye devam edebilmek için ihtiyaç duyulan bilgi, beceriler, tutumlar ve değerler.”
İlköğretim, temel eğitimde tarif edilen bilgi ve becerilerin kazanılmasında çok önemli bir yere sahiptir.
Türkiye’nin 1994 yılında onayladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (ÇHS) 28. maddesinde taraf devletlerin çocuğun eğitim hakkını fırsat eşitliği temelinde tanıdığı belirtilir. Sözleşme, taraf devletlerin zorunlulukları arasında “ilköğretimin herkes için zorunlu ve parasız hale getirilmesi”ni açıkça belirtir.
Anayasa’nın 42. maddesine göre eğitim Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında yaşayan herkes için bir haktır ve kimse bu haktan yoksun bırakılamaz. Aynı maddede, ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu ve devlet okullarında parasız olduğu da belirtilmiştir.
Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 7. maddesi ilköğretim görmenin her Türk vatandaşının hakkı olduğunu, 8. maddesi ise eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanacağını ifade eder.
Parasız temel eğitime erişim hakkı devletlere çok önemli sorumluluklar yükler. Temel eğitim veya ilköğretimin mevzuatta zorunlu ve ücretsiz kılınması, tek başına, düşük kayıt oranları ile yüksek devamsızlık, sınıf tekrarı ve okulu terk oranlarının önüne geçemeyebilir. Bu sorunların altında yatan nedenler arasında, ailelerin tutumları, doğrudan veya dolaylı giderlerin yüksekliği, eğitim sisteminin çalışan çocukları kapsayacak esnekliğe sahip olmaması, ayrımcılık, okul ve çevresinin yetersiz ve sağlıksız fiziksel koşulları, şiddet, aşırı rekabetçi eğitim, çocukların istek ve ihtiyaçlarını, içinde bulundukları koşulları gözetmeyen ve kalitesiz eğitim ile çatışma ve kriz ortamlarının varlığı sayılabilir. Dolayısıyla, devletler, bu haktan sınırları içinde yaşayan tüm bireylerin yararlanabilmesi için gerekli olanakları sağlamakla yetinmemeli, bu hakkın önündeki engelleri kaldırmalı ve tekrar oluşmamaları için gerekli önlemleri almalıdır.
Buna paralel olarak devletler, kendi kontrolleri dışında nedenlerle haklarını gerçekleştiremeyecek durumda olan birey veya gruplara bu konuda özel bir hak tanıma yükümlülüğünü de taşır. Kız çocuklar, engelli çocuklar, özgürlüğünden yoksun çocuklar, göçmen, mülteci, azınlık konumundaki çocuklar, çalışan çocuklar, kırsal alanda yaşayan, düşük gelir düzeyine sahip ailelerin çocukları, eğitime erişimde hak ihlaline uğrama riski yüksek çocuk gruplarıdır. Devlet özel eğitim ihtiyacı olan ya da özel bir durum içerisindeki çocukların eğitime erişim haklarından yararlanmasını sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Uluslararası hukuk belgelerine göre, devletler temel eğitim ya da ilköğretim dışındaki kademelerde de bazı yükümlülükler taşır. ÇHS’nin 28. maddesine göre devletler, ortaöğretim sistemlerinin tüm çocuklara açık olmasını sağlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar. Aynı maddeye göre, uygun bütün araçlar kullanılarak yükseköğretim de yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirilmelidir.
İlgili başlıca belgeler:
|
| |
Eğitim hakkı, bireylerin çocukluk ve ötesinde farklı kademelerde ve türde eğitime erişimleri ile sınırlı değildir. Erişilen eğitimin niteliği de eğitim hakkının vazgeçilmez bir bileşenidir.
İlköğretim okulları özelinde bakıldığında, öğretim programları ve öğrenme süreçleri çocuk hakları temelinde oluşturulmalıdır. Çocuğun bireysel özelliklerine ve ihtiyaçlarına uygun olmalı, çocuğun yaşama ve gelişme hakkının gerçekleşmesini desteklemelidir. Öğretim programları ve öğrenme süreçleri, çocuğun dinlenme, boş zamanını değerlendirme ve oyun hakkını ihlal etmemelidir.
Öğretim programlarının amaçları ve öğrenme süreçlerinin yöntemleri, insan hakları ve özgürlüklere saygıyı güçlendirici, bireylerin topluma aktif yurttaş olarak katılmalarını destekleyici, bireyler ve toplumlar arasında anlayış, dostluk ve hoşgörüyü teşvik edici olmalıdır.
Öğretmenlerin bu nitelikteki öğretim programları ve öğrenme süreçlerini uygulayabilmeleri için gerekli donanıma ve uygun koşullara sahip olmaları sağlanmalıdır.
Öğrenme ortamı çocuk dostu, sağlıklı ve güvenli olmalıdır. Öğrenme ortamında, çocuğun sağlık hakkı ile dinlenme ve oyun hakkının sağlanması için gerekli fiziksel koşullar oluşturulmalı, etkili tedbirler alınmalıdır. |
| |
Çocukluk ve ergenlik dönemiyle ilgili en önemli insan haklarından biri yaşama ve gelişme hakkıdır. Bu hak, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (ÇHS) 6. maddesinde taraf devletlere “çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterme” yükümlülüğünün verilmesiyle güvence altına alınmıştır.
Yaşama hakkıyla ilgili olarak devlete ve eğitim kurumlarına düşen sorumluluk, sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamının oluşturulması ve korunmasıdır. Bu hak ve sorumlulukla ilgili daha geniş bilgiye sağlık hakkı sayfasından ulaşabilirsiniz.
ÇHS’nin taraf devletlerce uygulanmasının izlenmesinden sorumlu olan BM Çocuk Hakları Komitesi, devletlerin “gelişme”yi çocuk ve ergenlerin fiziksel, zihinsel, manevi, ahlaki, psikolojik ve sosyal gelişimini kapsayan en geniş anlamıyla, bütüncül bir kavram olarak yorumlamalarını bekler. Çocukların bu kapsamlı hakkı gerçekleştirebilmeleri için, devletlere önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklar arasında:
- Çocukların dengeli bir fiziksel ve zihinsel gelişim süreci geçirebilmeleri için gerekli kurumsal kapasitenin oluşturulması ve çocukların gelişim sürecinin izlenmesi,
- Çocukların gelişimlerini nasıl sağlayacaklarına ilişkin uygun bilgi ve belgelere ulaşabilmelerinin sağlanması,
- Çocukların sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlayacak davranış ve tutumları edinebilmeleri için uygun program ve ortamların oluşturulması,
- Toplumsal hayatta gereksinim duyabilecekleri dengeli karar verme, stresle başa çıkma ve uyuşmazlıkları şiddete başvurmadan çözme becerilerini edinebilecekleri program ve ortamların oluşturulması,
- Toplumda yapıcı roller üstlenebilecek birikimi edinme fırsatının her çocuğa sağlanması yer almaktadır.
Gelişme hakkının tam olarak gerçekleşebilmesi için eğitim çok önemli bir role sahiptir. Bu rol, uluslararası insan hakları belgelerinde de teyit edilmektedir: ÇHS’nin eğitimin amaçlarını düzenleyen 29. maddesinde “çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi” ilk amaç olarak yer alır. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin eğitim hakkını düzenleyen 13. maddesinde de “eğitimin insan kişiliğinin ve onurunun tam olarak gelişmesine” yönelik olarak sağlanması öngörülmektedir.
ÇHS’ye ilişkin “Eğitimin Amaçları” başlıklı genel yorumda eğitimin gelişme hakkını desteklemesi için nasıl olması gerektiğine yer verilmiştir. Buna göre, eğitim, çocuğa yaşam becerileri kazandırmalı, insan hakları değerlerini içeren bir kültürü yaygınlaştırmalı, öğrenme kapasitelerini beslemeli ve öz saygısını geliştirecek nitelikte olmalıdır. Örneğin, okullardaki beslenme uygulamalarının sağlıklı bir yaşam için gerekli dengeli beslenme alışkanlıklarını kazandıracak nitelikte olması, değişen dünyada ortaya çıkabilecek sorunların müfredatta yer alması ve insan hakları perspektifiyle işlenmesi bu bağlamda önemlidir.
Gelişme hakkının gerçekleşmesi, çocukluğun farklı dönemlerinde farklı gereksinimler yaratabilir. Örneğin, erken çocukluk döneminde gelişimin sağlanabilmesi için farklı yetenekleri geliştirecek oyunların oynanması gerekirken, ergenlik döneminde cinsel davranışlar ve sağlık açısından riskli alışkanlık gibi konular hakkında doğru bilgilere ulaşılabilen ve açık tartışmaların yapılabileceği ortamların sağlanması gerekmektedir.
İlgili başlıca belgeler:
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (Türkçe, İngilizce)
- Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (Türkçe, İngilizce)
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Genel Yorum 1: Eğitimin Amaçları (Türkçe, İngilizce)
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Genel Yorum 4: Çocuk Hakları Bağlamında Ergen Sağlığı ve Gelişimi (Türkçe, İngilizce)
|
| |
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 31. maddesi “çocuğun dinlenme ve boş zaman, yaşına uygun oyun ve eğlence etkinliklerine, kültürel yaşama ve sanatlara serbestçe katılma hakkını” güvence altına alır.
Dinlenme, boş zaman ve oyun hakkı, sağlık, yeterli beslenme, sosyal güvenlik, yeterli yaşam standardı, sağlıklı ve güvenli bir ortam ve eğitim hakkı ile birlikte, çocuğun yaşam ve gelişme hakkının bütüncül bir biçimde gerçekleşmesi için olmazsa olmaz haklar arasında yer alır.
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin taraf devletlerdeki uygulamasını izleyen BM Çocuk Hakları Komitesi, çocuk haklarının erken çocukluk döneminde yaşama geçirilmesi konulu genel yorumunda:
- Yaratıcı oyunların ve yeni şeyler öğreten deneylerin değeri erken dönem çocuk eğitiminde daha geniş biçimde kabul görmekle birlikte birçok çocuğun bu hakkını çocuk merkezli, güvenli, destekleyici, uyarıcı ve stresten arınmış ortamların bulunmaması yüzünden gerçekleştiremediğine;
- Kentlerde, boş zaman etkinlikleri için ayrılan mekanlar ve oyun alanları/tesisleri planlanırken çocukların görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğine dikkat çeker.
Çocukların zamanlarının önemli bir bölümünü okullarda geçirdiği düşünüldüğünde her iki saptamanın sadece kentsel mekanlar değil, birebir okul içindeki mekanlar için de geçerli olduğu görülür. Örnek olarak, okul bahçesi, içindeki oyun alanı ve araçlarıyla birlikte, çocuğun oyun, dinlenme ve gelişim hakkını gerçekleştirdiği önemli mekanlardan biridir. Okul bahçesinde çocukların yaşam ve güvenlik haklarını ihlal edecek eklentilerin olmaması ve bahçenin çocukların farklı ihtiyaçlarına uygun koşullara ve donanıma sahip olması gerekir.
Çocuğun dinlenme, boş zaman ve oyun hakkına eğitim odağından bakıldığında ilk akla gelen mekanlar teneffüshane ve bahçedir. Ancak, söz konusu hakkın tam olarak gerçekleştirilebilmesi için okulların sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklere ayrılmış diğer alanlarının da çocuk merkezli, güvenli, destekleyici, uyarıcı ve stresten arınmış olması gerekir.
Fiziksel mekanların elverişsizliğine ek olarak vurgulanan önemli bir engelleyici etmen rekabete dayalı okul sistemleri ve bundan doğan zaman ve enerji kısıtlarıdır.
Ayrıca, söz konusu hak sadece müfredat dışı etkinlikler bağlamında da anlaşılmamalıdır. Okul öncesi eğitimde “oyun” eğitim aracı olarak daha çok vurgulanmakta, oyun yoluyla öğrenme yöntemi daha sonraki yıllarda tercih edilmeyebilmektedir. Halbuki oyun ve eğitim birbirini dışlayıcı değil tamamlayıcı niteliktedir.
Dinlenme, boş zaman ve oyun hakkı her çocuğun hakkıdır ve bu hakkın gerçekleşmesi ek önlemler alınmasını gerektirir. BM Çocuk Hakları Komitesi, engelli çocukların haklarına ilişkin genel yorumunda, çocuklara, tüm akranlarıyla oynayacak fırsatlar, mekanlar ve zaman sağlanması gerektiğini ve engelli çocuklara, sportif etkinliklerin yanı sıra çeşitli kültür ve sanat etkinliklerine de katılabilmeleri için eşit fırsatlar tanınmasını gerektiğini vurgular.
İlgili başlıca belgeler:
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (Türkçe, İngilizce)
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Genel Yorum 7: Çocuk Haklarının Erken Çocukluk Döneminde Yaşama Geçirilmesi (Türkçe, İngilizce)
|
| |
Uluslararası insan hakları belgeleri, eğitimin hem bireyin yeteneklerini mümkün olduğunca geliştirmesi hem de insan hakları ve özgürlüklere saygıyı geliştirerek dostluk ve anlayışa dayalı bir toplumda aktif roller üstlenebilmelerini destekleyici nitelikte olması gerektiğini vurgular.
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 29. maddesi, öğretim programlarının amaçlarına ilişkin ayrıntılı bir ilkeler bütünü sunar. Bu madde uyarınca, eğitim çocuğun kişiliğini ve zihinsel ve fiziksel becerilerini mümkün olduğunca geliştirmelidir.
Sözleşmenin yorumlanmasından ve taraf devletlerde uygulanmasını izlemekten sorumlu BM Çocuk Hakları Komitesi, konuya ilişkin genel yorumunda, eğitimin geliştirmesi gereken beceriler arasında dengeli karar verme, kendi tercihleri ile hareket etme, uyuşmazlıkları şiddete başvurmadan çözme, kişisel becerilerini geliştirme, olumlu sosyal ilişkiler kurma, sorumluluk anlayışına sahip olma, eleştirel düşünme ve yaratıcı olma gibi yaşam becerilerini de saymıştır. Eğitim programları tüm bu özellikleri çocuğa katacak zenginlikte ve çeşitlilikte olmalıdır. Toplumdaki herkesin katılmak zorunda olduğu zorunlu eğitim kademesinin bu niteliklere sahip olması, herkesin bu becerileri edinmesinin garanti altına alınması için ayrıca önemlidir.
ÇHS’nin 29. maddesinin diğer paragraflarında, çocuğun insan haklarına ve temel özgürlüklere, anne-babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, içinde yaşadığı veya doğduğu ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara ve doğal çevreye saygısının geliştirilmesi eğitimin amaçları arasında belirtilmiştir. Böylelikle her çocuğun gelecekte sorumluluk duygusuyla ve başkalarının hak ve değerlerine saygı bilinciyle toplumsal yaşamda aktif roller üstlenebilmesi hedeflenmelidir. Eğitimin bu amaçlarının yerine getirilebilmesi için, eğitim süreçlerinde insan hakları ve özgürlükler yaşama geçirilmeli, eğitimin içeriği bu değerlerin özümsenmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır.
Eğitimin amaçlarını yerine getirebilmesi, farklı çocukların gereksinimlerini karşılayıp karşılamamasıyla doğrudan ilgilidir. Çocukların öğrenme yöntemleri arasında farklılıklar olabilir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin ilgili genel yorumunda belirtildiği üzere, eğitim farklı çocukların farklı ihtiyaçlarına yanıt verebilecek şekilde, uyarlanabilir niteliklere sahip olmalıdır. Ancak böylelikle eğitim bireyin gelişimine katkıda bulunacak ve toplumda aktif roller üstlenebilmesini sağlayacak nitelikte olabilir.
İlgili başlıca belgeler:
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (Türkçe, İngilizce)
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Genel Yorum 1: Eğitimin Amaçları (Türkçe, İngilizce) (Türkçe, İngilizce)
- Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi, Genel Yorum 13: Eğitim hakkı (Türkçe, İngilizce)
|
| |
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 24. maddesi çocuğun sağlık hakkını güvence altına alır. Bu maddede çocuğun mümkün olan en üst düzeyde sağlık ve tıbbi bakım standardına ulaşma hakkı vurgulanır. Sözleşmede taraf devletlere temel ve koruyucu sağlık bakımının sağlanması, bebek ölümlerinin azaltılması ve halk sağlığı eğitimi konularına önem verilmesi gibi sorumluluklar yüklenmiştir. Ayrıca, taraf devletler sağlık hizmetlerinden yoksun tek bir çocuk kalmaması için çaba göstermekle yükümlüdür.
Sağlık hakkı çocuğun yaşama ve gelişme hakkının bütüncül bir biçimde gerçekleşebilmesi için olmazsa olmaz bir haktır. Bu hak, yeterli beslenme, çocukların sosyal, manevi ve ahlaki esenlikleri, fiziksel ve zihinsel sağlıkları açısından yararlı bilgilere ve materyallere ulaşabilme haklarının tümünü kapsar. Sağlık hakkı, aynı zamanda, sosyal güvenlik, şiddetten korunma, ekonomik ve cinsel ihmal ve istismara, uyuşturucu madde kullanımına karşı korunma, koruyucu sağlık, cinsellik eğitimi, aile planlaması eğitimi ve hizmetlerine ulaşabilme hakkını da içermektedir.
Sağlık hakkıyla kaliteli eğitim arasında çok yönlü bir bağ vardır. Çocuğun sağlığı ile okula devamı ve öğrenme süreçlerine katılımı arasında doğrudan bir bağ vardır. Örneğin, çocuğun yeterli beslenememesi öğrenmesini zorlaştırabilir ya da bulaşıcı hastalıkların varlığı çocuğun okula devamını engelleyebilir. Ancak zihinsel ve fiziksel olarak mümkün olan en yüksek sağlık standardına ulaşabilmiş çocuklar, eğitim hizmetlerinden en üst düzeyde yararlanabilir. Diğer yandan, eğitim çocuğun sağlığını olumlu şekilde etkileyecek ortamlarda gerçekleşmeli ve sağlığını korumasını ve geliştirmesini sağlayacak bilgi ve becerilerin edinilmesini sağlamalıdır. Diğer bir deyişle, kaliteli eğitim hakkı ve sağlık hakkı birbirini tamamlayan haklar olarak düşünülmelidir.
Okulun fiziksel, sosyal ve biyolojik çevresinin, çocuğun sağlığı, güvenliği, alışkanlıkları, çalışma ve öğrenme verimliliği üzerinde önemli etkileri olduğu görülür. Okulun yeri, binası, sosyal çevresi, alt yapı tesisleri, oyun alanları, su temini, çöplerin yok edilmesi, tuvaletler, ısıtma ve havalandırma, aydınlatma, sıralar, sınıfların büyüklüğü, okula ulaşım gibi konular okula giden çocukların sağlığını etkilemektedir. Bu konular bütünlükle ele alınmalı ve hepsinde mümkün olan en yüksek standarda ulaşılması amaçlanmalıdır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ülkelerde uygulanmasını izlemekten sorumlu olan BM Çocuk Hakları Komitesi de ergen sağlığıyla ilgili genel yorumunda “su ve sanitasyon imkanlarıyla birlikte okula güvenli ulaşım dahil çocuklar açısından sağlık riski içermeyecek, iyi işleyen okul ve dinlenme-eğlenme imkanları sağlanması”nı sağlık hakkının gerçekleşmesi için şart olduğunu belirtir.
Sağlık eğitimi, çocuk ve ergen sağlığının korunması ve geliştirilmesi açısından oldukça önemlidir. Çocuk Hakları Komitesi, aynı genel yorumda “okul müfredatına ilgili konuların dahil edilmesiyle sağlıklı davranışları yerleştirecek önlem, tutum ve etkinliklerin yaygınlaştırılması” gerekliliğinin altını çizer. Okulda olsunlar ya da olmasınlar ergen yaşlardaki tüm kız ve erkeklerin sağlık ve gelişmelerini nasıl koruyacaklarına ve sağlıklı davranışları nasıl edinebileceklerine ilişkin doğru ve uygun bilgilere ulaşmalarını sağlamak taraf devletlerin yerine getirmeleri gereken yükümlülükler arasındadır. Bahsedilen gerekli bilgiler arasında tütün, alkol ve diğer maddelerin kullanımı, güvenli ve karşılıklı saygıya dayalı sosyal ve cinsel davranışlar, beslenme ve fiziksel etkinliklere ilişkin olanlar yer alırken, kendine bakma, dengeli beslenme, kişisel hijyen, kişiler arası ilişkiler, karar verme, stres ve uyuşmazlıklarla baş etme gibi beceri eğitiminin de önemi vurgulanmaktadır.
Çocuğun sağlık hakkının tam anlamıyla sağlanması için okul koşullarının yanı sıra yaşam yerindeki koşulların da olumlu hale getirilmesi gereklidir. Olumsuz yaşam koşullarından gelen çocuklar okula dezavantajlı fiziksel, sosyal ve ruhsal sağlık koşullarıyla başlamaktadır. Bu durum çocukların okulda sağlık haklarına ulaşmalarını daha da zorlaştırır. Eğitime dezavantajlı sağlık koşullarıyla başlayabilecek (engelli, mülteci, sığınmacı, göçmen, azınlık gruplarına mensup, çalışan, sokakta yaşayan, hamile çocuklar gibi) çocuklar ayrımcılık, ulaşım sorunu ve kaynak ya da bilgi eksikliği gibi çeşitli nedenlerle sağlık hakkına erişimde zorluklar yaşamaktadır. Bu çocukların gereksinimlerini ele alan özel hedefli sağlık programları hazırlanmalı ve uygulanmalıdır.
İlgili başlıca belgeler:
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (Türkçe, İngilizce)
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Genel Yorum 4: Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Bağlamında Ergen Sağlığı ve Gelişimi (Türkçe, İngilizce)
|
| |
Çocuğun, öğrenme ortamında kimliğine ve onuruna tam saygı gösterilmesi sağlanmalıdır. Öğretim programları, ders kitapları veya okul ortamındaki deneyimlerin, çocuğu kimliğinden dolayı dışlayıcı olmaması, her türlü ayrımcılığın yasaklanması şarttır. Çocukların farklı kimlikleri, özellikleri ve görüşlerini bir zenginlik olarak görmesi teşvik edilmelidir.
Okullarda, çocuğun düşüncesini özgürce açıklama hakkı, kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerini ifade etme hakkını ve bu görüşlerin dikkate alınmasını talep hakkı vardır. Bu haklar, çocuğun eğitim ortam ve süreçlerine katılım hakkının ana unsurlarını oluşturur.
Disiplin cezaları ve güvenlik önlemleri kesinlikle fiziksel veya duygusal şiddet içermemeli, çocuğun onurunu zedeleyici nitelikte olmamalıdır. Okul ortamında çocuğun şiddet ve istismardan korunma hakkının gerçekleşmesi için gerekli tüm önlemler alınmalıdır. |
| |
Temel bir insan hakkı olarak eğitim hakkı, hiçbir ayrımcılık gözetilmeden herkes için gerçekleştirilmelidir.
Eğitime erişim hakkını düzenleyen her sözleşme, bu hakkın ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması yükümlülüğünü getirir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ESKHUS), eğitim hakkından yararlanma konusunda ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya başka görüş, ulusal veya sosyal köken, servet, doğum veya diğer herhangi bir duruma dayalı, ayrımcılık yapılmasını yasaklar. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS), sadece çocuğun değil, veli veya vasisinin ırkına, rengine, cinsiyetine, diline, dinine, siyasi veya diğer görüşüne, etnik veya sosyal kökenine, servetine, engeline, doğum veya diğer statülerine dayalı ayrımcılığı da yasaklar.
Eğitimin herkes için erişilebilir olması, yalnızca ayrımcılık zeminlerinin yasaklanması anlamına gelmez. Eğitime erişimde hak ihlaline uğrama riski yüksek olan çocukların eğitime erişiminin sağlanması, bir diğer deyişle fırsat eşitliğinin gerçekleştirilmesi de ayrımcılık yasağı kapsamına girer. Bu ilkeyle daha çok bilgiye parasız temel eğitime erişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Ayrımcılık yasağı ilkesi, yalnızca eğitime erişimle sınırlı değildir. Eğitim süreç ve ortamlarında da ayrımcılığa neden olabilecek unsurlar bulunmamalıdır. Bunun için müfredatın ve ders kitaplarının cinsiyete, ırka, etnik kökene, dini inanca ya da siyasi veya başka görüşe dayalı ayrımcılık içeren unsurlardan arındırılması gerekmektedir. Ölçme-değerlendirme dahil olmak üzere öğrenme süreçleri ve ders dışı etkinliklerdeki deneyimler hiçbir çocuğu dışlamamalı, tersine katılımı ve işbirliğini teşvik edici bir yapıya sahip olmalıdır.
Ayrımcılık yasağı kapsamında eğitimde eşitlik ilkesi, her çocuğa birebir aynı hizmetlerin sunulması anlamına gelmez. Tersine, eğitim programları çocuğun ihtiyaçlarını göz önüne alarak uyarlanmalı ve çeşitlendirilmelidir. Örneğin, ÇHS’nin 23. maddesine göre, engeli olan çocuklar için özel eğitim hizmetleri sunulmalı, verilen eğitim çocuğun toplumla bütünleşmesini ve bireysel gelişimini sağlamalı ve onu istihdama hazırlamalıdır.
Ayrımcılık yasağı ilkesinin tüm yönleriyle gerçekleşebilmesi için, eğitimde başarı ya da üst eğitim kademelerine erişimin de çocuğun cinsiyetine, ırkına, dinine, etnik ya da sosyoekonomik kökenine bağlı olmaması gerekir. Bunun için sağlanması gerekenlerden biri, yoksulluğun eğitim üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılmasıdır. ESKHUS’un yorumlanmasından ve taraf devletlerde uygulanmasını izlemekten sorumlu olan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, farklı ülkeler için yaptığı gözlemlerinde, yoksul kesimlerin eğitime en az erişebilen kesimler olduğuna vurgu yapmakta, bazı eğitim masraflarının eğitime katılım önünde engel teşkil ettiğini belirtmektedir. Komitenin eğitim hakkına ilişkin genel yorumu, devletlere, toplulukların ve ailelerin çocuk emeğine ihtiyaç duymamalarını sağlama yönünde yükümlülük vermektedir.
İlgili başlıca belgeler:
|
| |
Çocuğun kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme ve görüşlerinin dikkate alınmasını talep etme hakkı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesinde hem ayrı bir hak olarak ele alınır hem de diğer tüm çocuk haklarının yaşama geçirilmesinde ve devletlere yüklenen görevlerin yerine getirilmesinde göz önünde bulundurulacak temel ilkeler arasında yer alır.
Çocuk, görüşlerini serbestçe ifade etme ve görüşlerinin dikkate alınmasını talep etme hakkına ek olarak, gereksinim duyduğu bilgi ve materyallere erişme, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, arkadaşlarıyla barış içinde toplanabilme, dernek kurabilme ya da derneklere üye olma haklarına da sahiptir.
Eğitimin, ister okulda ister evde veya başka bir yerde olsun, çocuğun görüşlerini serbestçe dile getirmesine olanak verecek ve okul yaşamına katılmasını sağlayacak biçimde verilmesi gerekir. Eğitim ortamlarında katılım hakkı sadece sınıf içindeki pedagojik ilişkilerle sınırlı değildir. Eğitim ortamında çocukları etkileyen ilişkiler ve etkinlikler, ilgili politikalar ve yasal düzenlemeler de bu hakkın etki alanları arasındadır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin yorumlanmasından ve taraf devletlerde uygulanmasını izlemekten sorumlu olan BM Çocuk Hakları Komitesi, eğitimin amaçlarına ilişkin genel yorumunda, çocukların okul yaşamına katılmalarının, okul toplulukları ve öğrenci konseyleri oluşturulmasının, yaşıt eğitimi ve danışmanlığının ve çocukların okullarındaki disiplin kovuşturmalarına katılmalarının, öğrenme ve haklardan yararlanma süreçlerinin birer parçası haline getirilmesi gerektiğini ifade eder. Komite ayrıca, çocukların katılımı bağlamında okul sistemlerine özellikle bakmış ve birçok ülkeye okullarda çocuk katılımının güçlendirilmesini tavsiye etmiştir.
Çocuğun katılım hakkı ve görüşlerini özgürce ifade hakkının gerçekleşmesi için devletin ve okul özelinde devletin temsilcisi olan okul yöneticileri ve öğretmenlerin yükümlülükleri vardır. Çocuğa kendini ilgilendiren ve etkileyen durumlarda söz hakkı tanınması temel bir yükümlülüktür. Çocukların bu haktan gerektiği gibi ve güvenle yararlanabilmeleri için kamu yetkililerinin, ebeveynlerin ve çocuklar için veya onlarla birlikte çalışan yetişkinlerin, çocukların karar alma süreçlerine eşitlik temelinde katılmalarına elverişli, güvene ve bilgi paylaşımına dayalı ortamlar oluşturmaları gerekir.
İlgili başlıca belgeler:
|
| |
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (ÇHS) 19. maddesi, taraf devletlere çocuğun şiddet ve istismardan korunması yükümlülüğünü getirir. Taraf devletler, çocukların şiddet, ihmal ve istismardan korunması için her türlü yasal, idari, sosyal ve eğitsel önlemi almalıdır.
Bu yükümlülüğün yerine getirilmesi, çocukların ve ergenlerin sosyal etkileşimlerinin çok önemli bir bölümünü kapsayan eğitim ortamlarının şiddet ve istismardan tamamen arındırılmasını gerektirir. ÇHS’nin yorumlanmasından ve taraf devletlerde uygulanmasını izlemekten sorumlu olan BM Çocuk Hakları Komitesi de, eğitimin çocuk ve ergenlerin sağlık ve gelişimi açısından önemine vurgu yaparak, cinsel istismar, bedensel ceza ve diğer onur kırıcı muameleler de dahil olmak üzere şiddetin tüm biçimlerinin ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirtir.
Şiddet, yalnızca fiziksel biçimde ortaya çıkmaz. Hakaret, aşağılama, tehdit ve grup baskısı da birer şiddet biçimidir. Şiddet ve istismarın fiziksel, ruhsal ve duygusal tüm biçimlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler alınmalıdır.
Okul yönetimi, hem idareciler, öğretmenler ve personel ile öğrenciler arasında yaşanabilecek şiddet içeren davranışları hoş görmemeli, hem de öğrenciler arasında yaşanabilecek kötü davranış ve kavgaları önlemelidir. Şiddet biçimlerinin yaptırımları, kesin ve caydırıcı olmalıdır.
Okulda disiplinin sağlanması, şiddet ve istismar uygulanmasının bahanesi olamaz. ÇHS’nin 28. maddesine göre, taraf devletler, disiplinin çocuğun insan olmasından kaynaklanan onuruna zarar vermeyecek şekilde uygulanmasından sorumludur. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi de, bu sorumluluğu teyit eder ve taraf devletlerin resmi ve özel okullarda disiplin önlemlerinin şiddet içermemesinden sorumlu olduğunu belirtir.
Bu yükümlülüklere göre, okullardaki disiplin uygulamaları bedensel ceza içermemeli ve çocuğun onurunu zedelememelidir. Okul yönetimi, ilgili öğrencinin velisini uygulamalardan haberdar etmeli, uygun durumlarda disiplin uygulamasına sebebiyet veren davranış hakkında veliyle birlikte hareket etmelidir. Okullarda, çocuğun fiziksel, duygusal ve zihinsel sağlığının korunması esas olmalıdır.
İlgili başlıca belgeler:
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (Türkçe, İngilizce)
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Genel Yorum 4: Çocuk Hakları Bağlamında Ergen Sağlığı ve Gelişimi (Türkçe, İngilizce)
- Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Genel Yorum 13: Eğitim Hakkı (Türkçe, İngilizce)
|
|